Dijital Çağda Sorumluluk, Güven ve Gerçek Etki
Türk Dil Kurumu, 2025 Yılının Kelimesi/Kavramını halk oylaması sonucunda “dijital vicdan” olarak açıkladı. Yaklaşık 300 bin kişinin katılımıyla gerçekleşen bu süreç, yalnızca bir kelimenin değil; dijital çağda nasıl davrandığımızın, neyi sorumluluk sandığımızın ve neyi gerçekten yaptığımızın da tartışmaya açıldığını gösteriyor.
Çalışma, Ankara Üniversitesi İletişim Araştırmaları ve Uygulama Merkezi (İLAUM) iş birliğiyle yürütüldü. Alanında uzman 23 kişilik Değerlendirme Kurulunun değerlendirmeleri ve halktan gelen öneriler doğrultusunda belirlenen beş kavram halk oylamasına sunuldu.
Halk Oylaması Süreci
22 Aralık 2025’te başlayan oylamada şu kavramlar yer aldı:
● Dijital vicdan
● Vicdani körlük
● Çorak
● Eylemsiz merhamet
● Tek tipleşme
Oylama, 28 Aralık 2025 saat 17.30 itibarıyla sona erdi ve sonuçlara göre “dijital vicdan”, 2025 Yılının Kelimesi/Kavramı olarak seçildi.
Dijital Vicdan Nedir?
TDK’ye göre vicdan, bireyin kendi davranışlarını ahlaki bir süzgeçten geçirmesini sağlayan içsel bir mekanizmadır. Ancak dijital çağda bu mekanizma, eylemden çok etkileşimle temsil edilir hâle gelmiştir.
Dijital vicdan, bireylerin ve kurumların:
● bir içeriği beğenerek,
● bir paylaşımı çoğaltarak,
● bir duruşu görünür kılarak
sorumluluk aldığını düşünmesini ifade eder.
Bu noktada vicdan, karar alan ve sonuç üreten bir yapı olmaktan çıkar; sembolik ve tıklanabilir bir rahatlama alanına dönüşür.
Dijital Dünyada Sorumluluk: Söylem mi, Gerçeklik mi?
“Dijital vicdan” kavramı, yalnızca bireysel davranışları değil; kurumların ve markaların duruşunu da sorgulatır.
Bugün pek çok firma;
● duyarlılık vurguları,
● sürdürülebilirlik söylemleri,
● “sorunsuz hizmet” iddiaları
ile kendini konumlandırıyor. Ancak bu söylemler, her zaman ürün deneyimi ve müşteri ilişkileriyle örtüşmeyebiliyor.
Bir yanda;
● kullanıcıyı zorlayan iptal süreçleri,
● yüksek ve beklenmedik maliyetler,
● gizlilik ve veri güvenliği konusunda net olmayan yapılar
bulunurken; diğer yanda söylediğiyle yaptığı arasında boşluk bırakmayan kurumlar yer alıyor.
Gerçek dijital vicdan, tam olarak bu farkta ortaya çıkıyor.
Nilvera’da Dijital Vicdan: Rahat Olmasının Bir Nedeni Var
Nilvera Yazılım olarak bizim için dijital vicdan;
● bir kampanya dili,
● bir pazarlama söylemi,
● ya da dönemsel bir duruş değildir.
Dijital vicdanımızın rahat olmasının nedeni, işin merkezinde olmamızdır.
Biz;
● ne sunduğunu açıkça söyleyen,
● kullanıcıyı kilitleyen değil kazanan,
● gizliliği bir tercih değil temel ilke olarak gören,
● müşteri memnuniyetini bir vaat değil doğal sonuç olarak ele alan
bir anlayışla çalışıyoruz.
Bizim için güven, lafla değil; deneyimle inşa edilir.
Dijital Vicdanın Ürüne Yansıması: Nilvera Çözümleri
Dijital vicdan söylemle değil, ürünle ve süreçle ölçülür. Nilvera’da bu yaklaşım, sunduğumuz tüm çözümlerin temelini oluşturur.
Nilvera ürün ve çözüm ekosistemi:
● e-Fatura – Şeffaf, hızlı ve mevzuata tam uyumlu faturalama
● e-Arşiv – Güvenli kayıt, kolay erişim
● e-İrsaliye – Tedarik zincirinde izlenebilirlik
● e-Defter – Denetlenebilir ve düzenli finansal kayıtlar
● e-SMM & e-MM – Mesleki belgelerde dijital doğruluk
● e-Adisyon – Operasyonel süreçlerde hız ve kontrol
● e-Saklama – Veri gizliliği ve güvenli arşivleme
● e-İmza & Mali Mühür – Dijitalde hukuki güven
● KEP – Resmî iletişimde şeffaf ve izlenebilir yapı
● e-Sigorta – Dijital belgelerde güvenli yönetim
Bu çözümlerin ortak noktası şudur: Kullanıcıyı yormaz, süreci zorlaştırmaz, erişilebilir olur ve güven üretir.
Dijital dünyada güven, en kırılgan sermayedir.
Bu nedenle Nilvera’da:
● şeffaflık,
● güvenli altyapılar,
● adil hizmet modelleri,
● kullanıcı verisine saygı
● ulaşılabilirlik
işin “ekstra”sı değil, işin kendisidir.
Biz ne isek, onu paylaşıyoruz. Ne paylaşıyorsak, onu sunuyoruz.
Dijitalde Tepki Vermek Yetmez
TDK’nin 2025 yılı için seçtiği “dijital vicdan” kavramı, çağımızın güçlü bir aynasıdır.
Şu soruyu sorar:
Gerçekten yapıyor musun, yoksa sadece bunu söylüyor musun?
Nilvera için bu sorunun cevabı nettir. Bizim dijital vicdanımız, iş yapış şekli ile örtüşür.












